Home » Gençlik ve Aile » ANNE-BABALARIN EN BÜYÜK İMTİHANI: ÇOCUK EĞİTİMİ

ANNE-BABALARIN EN BÜYÜK İMTİHANI: ÇOCUK EĞİTİMİ

 

Anne ve babaların en kıymetli varlıklarıdır çocukları. Bir anneyi düşünün ki, rahmine düşünce o, Allah’ın rahmeti evladı, hayatın birçok haz ve mutluluk kaynağı olan yaşantısının büyük bölümünden feragat eder. Ve yine o şefkat kahramanları değil mi, bünyesini zayıflattığı halde sırf çocuğuna iyi gelir düşüncesi ile çeşitli yemek, ilaç vb. hiç gözünü kırpmadan alan?

Çocuk, annenin rahminde canlandıktan sonra – başta o meşhur tekme atışları olmak üzere- anne, en büyük fedakârlığı yapmaya başlar evladı için. O kendisinden bir parçadır. Hem de en büyük parça. En değerli parça… Ve yaklaşık 9 ay boyunca karnındaki çocuk sebebiyle çekmediği cefa kalmaz neredeyse. Ancak taşıdığı öyle büyük bir rahmet ki, Hz. Aişe  (ra.) validemiz hamile kalan kadınların alacağı sevabı öğrenince: ”Şimdi erkeklere acıdım. ”demiş.

Derken doğum ile birlikte anne bir yükten kurtulmuştur. Ancak asıl yük şimdi başlamaktadır. Başta bu doğan çocuğun istikbali için gerekli adımlar atılmaya başlar. Aynı zamanda uykusuz geceler, hastane kapıları, ek alışverişler, hatta yorgunluk, bitkinlik, halsizlik… Ama şikâyet dahi pek duymazsınız çünkü o en değerli varlığıdır ve bunlar bir gün geçecektir. Tıpkı her gecenin sonunda bir aydınlık, her kışın sonunda bir bahar olduğu gibi, bu cefanın sonu da vefaya çıkacak umudu taşır.

Babaya gelince ona da büyük bir yük düşmektedir. Anne doğurduktan sonra en büyük sorumluluk babaya düşmektedir. Her ne kadar “çalışma” mazereti olsa da evladına karşı sorumluluklarını yerine getirmelidir. Onun için yeryüzünde daha önemli, daha değerli ne var ki yaratılanlar arasında? Şüphesiz baba da çocuğu için çeşitli sıkıntılar çekecektir ama anne gibi o da gerekli bazı fedakârlıkları yapacaktır.

Çocuk eğitimine gelince kimi anne –babalar evlatlarının dünya ve ahiret saadetine kavuşması için eğitim verirler. Kimileri de sadece dünya saadeti.

ÇOCUK EĞİTİMİNDE HEDEF NE OLMALIDIR?

Şüphesiz çocuk eğitiminde hedef dünya ve ahiret saadeti olmalıdır. Kimi anne- babalar çocuğunu tamamen dünya menfaatleri üzerine yetiştirirler. Onlara ilerde çocuğunuz için ne düşünüyorsunuz diye sorduğunuzda:

-          İyi bir ilköğretime göndereceğim( özel okulları saymıyorum tabi)

-          İyi bir liseye göndereceğim

-          İyi bir üniversite okuması için her türlü desteği vereceğim

-          İyi bir öğretmen, doktor, mühendis …olsun

-          İyi bir…

Nedense iyi bir dindar, hayırlı bir evlat, iyi Kur’an okusun, hafız olsun, İslam’a hizmet etsin… sözlerini –çok az bir insan kitlesi dışında- pek duymazsınız. Hedef dünya saadeti…

Peki size sesleniyorum ey anne ve babalar! Çocuğunuzun parmağı kanadığında dahi yüreğiniz köz gibi yanıyor da, dinden imandan uzak, kendi ellerinizle cehennem ateşine sürüklediğiniz bu çocuklarınız için hiç mi yüreğiniz yanmaz? Allah’ın ayetlerini okumayan ve yaşamayan, tam tersi hayat yaşayan bir insanın yeri cehennemdir(Allah’ın rahmeti istisna). Bir anne, bir baba kendi elleri ile çocuğunu cehennem çukuruna atar mı? Elbette atmaz. O zaman tek çare o büyük yaratıcı, Allah’ın (cc) kitabını ve Resul’ünü öğretin çocuğunuza. Kurtuluşa ersin.

NELER YAPILMALI

Yazı uzamasın diye burada kısa birkaç çözüm sunacağız. Ama asıl çocuk eğitimi üzerine sonraki yazılarımızda değineceğiz.

Yaz tatili başladı malum. Çocuğunuz namaz kılmıyorsa eğer en kısa zamanda namaza başlatın. Ama sevdirerek. En kısa zamanda çocuğunuzu bir Kur’an kursuna gönderin. Ancak takip edin eğer gerçekten iyi bir imam yoksa eş dost kim olursa olsun, güvendiğiniz takdirde gitsin Kur’an okusun. Bu tür insanlar zaten fırsat buldukça severek Kur’an öğretirler. Hz. Muhammed (SAV): Sizin en hayırlınız, Kuran-ı öğrenen ve öğreteninizdir diyor çünkü…

SAKIN HA!

Kur’an öğrenmenin yaşı ve zamanı yoktur. Hem okul hem de Kur’an dersi bir arada gitmez düşüncesi yanlıştır. Okul açılınca Kur’an dersine ara versin, gibi bir düşünceye kapılmasın ebeveynler. Çünkü;

  1. Çocuk tam Kur’an’a geçince tatil bitiyor. 9 ay aradan geçince tam unutuyor. Tekrar başa dönüyor. Bu böyle devam eder gider.
  2. Sakın ilköğretim bitince Kur’an öğrenir diye düşünmeyin. Kur’an öğrenmenin en uygun yaşı tam da ilköğretim çağıdır. Sonrası daha zor olmaktadır.3-6 yaş arası sevdirin. 7-15 yaş en iyi öğrenme yaşıdır.
  3. Ve en önemlisi: o kadar yaşayacağı ne malum. Herkes her an ölecek yaştadır.

SONUÇ

Ey anne ve babalar!

Şüphesiz hiç birimiz çocuklarımızın tırnağı dahi kanasın istemeyiz. Nasıl ki onların okuyup bir yerlere gelmesi için dünyada kimseye muhtaç olmasın-Allah’tan başka-istiyorsak, ahirette de cehennem azabından koruyup cennet nimetlerine ulaşmaları için elimizden geleni yapalım. Evet, dünya önemli, ancak kısacık dünya hayatına nazaran sonsuz ahiret hayatı daha da önemli. Hem imanını bilen çocuk ailesine, vatanına, dinine en güzel şekilde sahip çıkar ve hizmet eder.

Dinini bilen ve yaşayan insan Allah’ın ayetleri gereği başarılı olmak zorundadır. Mesela Hz. Muhammed (SAV):

-          İki günü bir olan zarardadır.

-          Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi ahirete çalışın.

Rabbimiz Allah (cc) insanoğluna ancak çalıştığının karşılığı vardır, diyor.

İmanını bilen genç zaten çalışır ve başarılı olur.

Yüce Rabbim! Bize hayırlı evlatlar nasip etsin ve bizi eşlerimiz ve çocuklarımız ile imtihan etmesin. Amin amin amin.         Selam ve dua ile…

Eğitimci Yazar

Aile Eğitim Uzmanı

Adnan KALKAN

,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>